Yarı yaş…

ege6aylık
6 aylık kuzu…

Toprak Ege ile tam anlamıyla “dolu dolu” 6 ayı geride bıraktık. Artık onu daha yakından tanıyor, ihtiyaçlarını daha iyi anlıyorum, ama yine de bebeleri anlama sanatı bir derya, ben küçük bi’ anacık 🙂

Bebekli ilk günler kolay değil. Bebe dünyaya gelmenin korku dolu ruh hali içinde tutunacak bir dal arıyor. Annenin hormonlar lodosa maruz kalmış karadeniz 🙂 Bence bu dönemdeki en büyük motivasyon kaynağı bu günlerin geçip gideceğini, bebenizle daha eğlenceli, sevgi dolu günlerin yakın gelecekte sizi beklediğini unutmamak. Toprak Ege dünyadaki ilk 6 gününü yoğun bakımda geçirdiğinden belki, ben lohusalık bunalımı yaşamadım denilebilir. 6 günün ardından ona kavuşmak öyle büyük bir huzur kaynağı oldu ki sonrasında gelen zorlu günleri akıl sağlığımı kaybetmeden atlatabildim. Ya da bana anlatılan gibi bir süreç değildi lohusalık, bilemiyorum. Uyku kesinlikle en büyük problem, neyse ki benim yanımda ruh halimi olumsuz etkilemeyen, sürekli “aç bu çocuk” demeyen, tatlı yardımsever ailem vardı.

Yakama yapışan o küçük el...
Yakama yapışan o küçük el…

İlk günlerin en önemli gündemi elbette süt, bebeğin doyması… Ben doğumdan önce çok çok okudum ve çevreme, aileme de mümkün olduğunca okuttum. Küçücük bir bebeğin midesinin ne kadar olduğunu, aslında onu doyuracak süt miktarının ne kadar olduğunu hepimiz bir güzel öğrendik. Bebekler zaten ihtiyaçları olanı almak için müthiş bir mekanizma ile doğuyorlar. Size ise onlara uygun ortamı sağlamak kalıyor. İlk üç ay Toprak Ege her ağladığında, mızmızlandığında, mıkırdadığında, gak dediğinde, guk dediğinde yaptığım tek şey emzirmek oldu. Öyle saat beklemedim, kaç ml süt içti hesap etmedim. Bu sayede o dünyaya daha kolay adapte oldu, biz daha kolay huzur bulduk. İlk günler, 27 küsür yıllık hayatını bireyselliği ve sadece kendi ihtiyaçları ile yaşamış bir insanın, tamamen kendisine muhtaç, adeta memelerine yapışık bir bebe ile geçirmesi kolay değil ama bu süreci kabullenmek gerekiyor. İnsan en başında bu işin böyle olacığını kabullenirse, zorluklarla daha dirayetli bir şekilde başa çıkıyor. Bu süreçte benim en büyük destekçilerim eşim, annem, BYBO, Tomris’in emzirme notları oldu. Hiç tanımadıkları bir insana bebesini daha iyi anlaması konusunda yardımcı oldular. Bebeğimi çağımızın korkunç gerçeklerinden korumak için ihtiyacım olan bilinci kazanmamda, hiç bilmeseler de büyük emekleri ve katkıları var. Bir yerlerde bir bebenin hayatı onlar sayesinde daha huzurlu, daha az doktorlu, daha çok memeli, daha güvenli başladı. BYBO ailesine, Eren Kaya ve Tomris Cesuroğlu’na çok ama çok teşekkür ederim. Hayatımızdaki ve kalbimizdeki yerlerini kelimelerle anlatmakta güçlük çekiyorum…

12657931_10153590979428229_5497164389575053970_oBir diğer önemli konu da elbette uyku düzeni idi. İlk üç ayda bekleyebileceğiniz en büyük düzen, düzensizliğin kendisi… Toprak Ege’nin uyuması ve uykuda kalması için ilk üç ay ne gerekiyorsa yaptık. Bol bol salladık. Gaz sorunu için bol bol masaj yaptık. Daha huzurlu olması için kundak yaptık. Bir de sling ile bebeyi kendine bağlama hayat kurtarıcı bir yöntem. Dördüncü ayda gaz sorunu azalarak tarihe karıştı. Üçüncü ayını tamamladığı gün itibari ile Toprak Ege’yi hiç sallamadık. Bu noktada BYBO blog’da bulunan Eren’nin uyku eğitimi yazılarının çok faydasını gördüm. Bir uyku rutini oluşturduk. Toprak Ege zaten doğduğu günden beri kendi yatağında yatıyor. 3. ayı bittikten sonra onun odasına eşim ve kendim için koyduğumuz divanı çıkardık. Artık aynı odada uyumuyoruz.

Toprak Ege 14 Mart’ta 6 aylık oldu, bugünlerde alt damağında kendini belli eden incilerinden sebep biraz huzursuz ve huysuz. Taze soğanla bu süreci de atlatmayı umuyorum 🙂 Bugüne dek bebemin midesine yalnızca anne sütü, D Vitamini damlası ve taze soğan girdi. bu noktada yeniden yaşasın BYBO! 🙂

Ek gıdaya başlama maceramız bir sonraki yazımda… Sevgiyle kalın, mutlu olun, bi’ de şans eseri yaşadığımız ülkede olan bitene kayıtsız kalmayın!

bitutamben